Aldosteron ve Renin Testi

Endokrinoloji sistemine dahil olan Renin, böbreklerin Aldosteron salgılamasını sağlayan aspartik proteaz enzimidir. Reseptörlere bağlanabildiğinden dolayı hormon olarak da anılabilir.

Daha hızlı bilgi almak için uzmanımızla iletişime geçin 0216 411 99 77  .

Böbreğin bir parçası olan Renal juxtaglomerular aparatının granül hücrelerinde salgılanır ve kana salınır. Anjiyotensinojenleri hidrolize ederek vücudun kan basıncının düzenlemesine yardımcı olur.

Kan içerisinde bulunan anjiyotensinojen, karaciğerde üretilen bir prekürsör proteindir. Renin kanda bulunan anjiyotensinojenleri, antiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) ile parçalayarak önce anjiyotensin 1’i, bunları da anjiyotensin 2’ye dönüştürür.

ACE renal endotel, kılcal endotel ve akciğerler içerisinde bulunur. Anjiyotensin 2 vücutta hipotalamus’un tetikleyerek susuzluk hissinin oluşmasını, küçük atardamalarda vazokonstrüksiyon (daralma, büzülme) gerçekleşmesini sağlar ve böbreklerde Aldosteron üretimini tetikler.

Kan basıncının yükselmesi sağlanır. Diğer etkileri aşağıdaki gibidir;

  • Mesangial hücrelerinde daralma ve filtrasyon alanının daraltılarak, Gq reseptörlerinin aktivasyonunu ve bu şekilde kalsiyum kanallarının açılmasını sağlar.
  • Proksimal Tübül’de artan NA’nın (sodyum) tekrar emilimi ile damarlarda Starling kuvvetlerinin dengelenmesini sağlar.

Antiyotensin Dönüştürücü Enzim inhibitörleri, bu işlevleriyle aynı zamanda hem hipertansiyon hem kalp yetmezliği rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılan ilaçlarda da yer alırlar.

Aldosteron, böbreklerim sodyum ve potasyum tutulumunu ayarlamasını sağlayan steroid hormondur. Böbrek üstü bezi korteksinde, yerleşik dış katmanda, Zona Glomerulosa bölgesinde üretilir.

Aldosteron, böbreklerin toplar damarlarında bulunan hücrelerin mineralokortikoit (MR) alıcılarına bağlanarak, bu hücrelerin potasyum ve sodyum geçirgenliğinin arttırılarak, daha fazla enerji (ATP) üretmesini tetikler ve su ve sodyumun kana, potasyumun idrara geçişini hızlandırır.

Aynı zamanda plazmada bulunan bikarbonat seviyeleri ile plazmanın PH’ını da düzenler. Aldosteron üretiminin hızı gün içerisinde değişmektedir. Vücut tarafından gün içerisinde üretilen Aldosteron’un %70’inden fazlası sabah 4 ile 10 arasında üretilmektedir.

Renin ve Aldosteron, birçok organ ve sistemi etkileyen ve kontrol eden hormonal sistem olan Endokrin sisteminin bileşenleridir. Endokrinolojinin alanında bulunurlar.

Aldosteron ve Renin Dengesizliği Hangi Rahatsızlıklara Yol Açar?

Aldosteronun aşırı (hiperaldosteronizm) veya yetersiz (hipoaldosteronizm) üretilmesi çeşitli rahatsızlıklarla ilişkilidir. Aldosteron/Kortizol/Renin değerlerinin farklılıklarına göre dört bölümde sınıflandırılan bu rahatsızlıklar, kalp ve böbrek yetmezliklerine yol açarlar.

Hiperaldosteronizm (Conn Sendromu)

Hiperaldosteronizm genellikle iyi huylu (kansere dönüşmemiş) böbrek üstü tümörler tarafından vücudun ihtiyaç duyduğundan fazla Aldosteron üretmesi neticesinde oluşmaktadır.

Aynı zamanda Birincil Hiperaldosteronizm olarak da adlandırılır. Aldosteron sayısı yüksek, Renin sayısı düşük, Kortizol sayısı normaldir.

Bu durum böbreklerin sodyumun tekrar böbrek tarafından absorbe edilmesine ve potasyum oranının düşmesiyle, elektroit sayısının aşırı artmasına sebep olarak dengesizliğe yol açmaktadır.

Bu rahatsızlığa Conn Sendromu’da denilmektedir. Kanda potasyum miktarının düşmesi sebebiyle kas güçlüğü ve kramplara yol açabilir. Genellikle 30-50 yaş arasındaki kadınlarda görülen Conn Sendromu, tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Hipoaldosteronizm ise elektroit sayısının düşmesi durumudur ve hayati tehlikeye yol açabilir.

İkincil Hiperaldosteronizm

İkincil Hiperaldosteronizm’de Aldosteron ve Renin sayıları yüksek, Kortizol sayısı normaldir. En önemli sebebi böbreklere giden damarlarda renal arter stenozudur.

Kan basıncının yükselmesi durumudur. Refrakter hipertansiyon, siroz, böbrek hastalıkları ve gebelik toksemisine sebep olabilmektedir. Genellikle 55 yaş üstünde görülür.

Belirtileri arasında böbreklerden birinin diğerinden büyük olması, aniden ortaya çıkan sebebi belli olmayan pulmoner ödem atakları ve sebebi tespit edilemeyen böbrek ve kalp yetmezlikleridir.

Adrenal yetersizlik (Addison Hastalığı)

Adrenal yetersizlikte, bir diğer adıyla Addison Hastalığında, Aldosteron ve Kortizol oranları düşük, Renin oranı yüksektir.

Bu durum vücutta dehidrasyona, kandaki sodyum ve potasyum düzeylerinin düşmesiyle, kan basıncının da düşmesine sebep olmaktadır.

Toplum içerisinde yaklaşık 100.000 bireyde bir görünen nadir bir hastalıktır. Birincil ve ikincil böbrek üstü bezi yetmezliği olarak iki türü vardır.

Birincil böbrek üstü bezi yetmezliğinin %70’i otoimmün kaynaklıdır. Tüberküloz, çeşitli virüs, mantar ve bakteriler gibi etmenlerde neden olabilir.

İkincil böbrek üstü bezi yetmezliği ise hipofiz hormonu adrenokortikotropik hormon (ACTH) üretiminde azalmaya bağlı ortaya çıkar.

Bu tipte Adosteron üretiminin etkilenmediği vakalar kayıt altına alınmıştır. Çok yavaş semptom gösteren Addison hastalığını bu yüzden gözden kaçırmak kolaydır. Semptomlarından bazıları;

  • Aşırı yorgunluk
  • İştahta azalma ve kilo kaybı
  • Genital bölgelerde, meme başlarında, deride ve özellikle ameliyat izlerinde ve ağız mukozasında pigmentasyon (deride koyulaşma)
  • Karın ve kaslarda yaşanan ağrılar
  • Sürekli sinirlilik hali, depresyon ve diğer davranışsal bozukluklar
  • Hipoglisemi (kan şekerinin düşmesi)
  • İshal, mide bulantısı ve kusma
  • Özellikle kadınlarda koltukaltı ve genital bölgede kıl kaybı

Cushing Sendromu

Cushing Sendromunda Aldosteron seviyesi düşük veya normal olabilirken, Kortizol sayısı yüksek, Renin ise düşük seyreder. En belirgin sebebi steroid içeren ilaçların yüksek dozlarda uzun süre kullanılmasıdır.

Bu yüzen özellikle Lupus ve Romatoid Artrit rahatsızlıkları geçirenler ve organ nakli yapılanların riskleri çok yüksektir.

Beyinde bulunan hipofiz bezinde, akciğer, pankreas, tiroid bezi ve böbrek üstü bezinde oluşan tümörlerde Cushing Sendromunun nedenleri arasındadır. Semptomları çok geniş bir aralıktadır ve şiddetleri kişiden kişiye değişmektedir.

  • Huzursuzluk
  • Uykusuzluk ve halsizlik
  • Duygusal kontrol kaybı ve depresif ruh hali
  • Baş ağrısı
  • Sivilcelerde artış, yüzde kızarıklık
  • Aşırı susama ve sık idrara çıkma
  • Kan şekerinin yükselmesi, obezite
  • Kemiklerin erimesi ve kolay kırılmaya başlaması
  • Ciltte incelme, kolay morarma ve yaraların iyileşmesinde gecikmeler
  • Kadınlarda aşırı tüylenme, adet düzensizlikleri ve cinsel istekte azalma
  • Erkeklerde erektil fonksiyon kaybı, sperm sayısında azalma
  • Çocuklarda büyümenin yavaşlaması

Erken Tanı Neden Önemlidir?

Vücudun bütün sistemleriyle bağlantılı olan Endokrinoloji sisteminde ortaya çıkabilecek rahatsızlıklar kısa vadede hayat kalitesinin düşmesine, orta ve uzun vadede ise tedavi edilemeyecek noktaya gelir hatta ölümle sonuçlanabilir.

Semptomların çok çeşitli olması, farklı sistemlerdeki rahatsızlıklar ile benzerlik göstermesi, doğru teşhisi zorlaştıran ve tedavinin gecikmesine yol açan bir durum olduğu için, hastanın sağlığına en kısa zamanda tam olarak kavuşabilmesi için erken tanının önemi yüksektir.

Teşhisin gerçekleştirilmesi için farklı testler ayrı ayrı veya bir arada uygulanabilir.

Aldosteron ve Renin Testleri

Testler, hipertansiyon, kaslarda güçsüzlük şikayetleri ile sağlık kurumuna başvuran hastaların ilk testlerinde kanlarındaki potasyumun normal değerlerden uzak olduğu durumlarda yapılır.

Hastanın Hiperaldosteronizm, Addison hastalığı ve Cushing sendromu geçirip geçirmediğinin teşhisi için Aldosteron ve Renin birlikte test edilmelidir.

Tarama testlerinin sonuçları pozitif çıkarsa uyarma ve baskılama testleriyle Aldosteron üretimi daha ayrıntılı değerlendirilir.

Testlerin Sonuçlarını Etkileyebilecek Durumlar

Doğru teşhis yapılması için testler öncesi ve sırasında hastanın da dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. Eğer bunlar atlanırsa test sonuçları farklı çıkabilir ve teşhisin hatalı yapılmasına yol açabilir.

Test için numuneler damardan kan örneğinin yanında idrar tahlili de yapılmaktadır.

Gün içinde plazma içindeki Aldosteron miktarı değiştiği için, doktorlar 24 saatlik idrarının toplanmasını isteyebilirler.

Bazı vakalarda böbrek ve böbrek üstü bezlerinde yer alan toplardamarlarına kateter takılarak kan örneği alınır. Renin, kan içinde yer sürekli bulunduğu ve oranı değişmediği için 24 saatlik örneğe ihtiyaç duyulmaz.

Testler için vücuttan kan örnekleri alınır.  Aldosteronun gün içinde vücut içinde en yüksek olduğu saatler sabah saatleridir.

Bu düzeyler alınan ilaçlar, stres hatta vücudun duruş şekline göre değişebilmektedir.

Bu yüzden örnekler alınmadan önce hastanın 15 ile 30 dakika ayakta durması veya yatması, alınacak kan örneğinin kalitesini yükseltmek için istenebilir.

Alınan kanın plazması ayrılır ve içindeki Aldosteron ve Renin miktarları ölçülür.

Testten en az iki hafta önce Meyankökü tüketilmiş olması, bu maddenin Aldosteronu taklit ettiği ve kanda ki değerini etkilediği için, testin doğruluğunu değiştirmektedir.

Testin doğru sonuçlar verebilmesi için test yapılmadan en az iki hafta önce tüketilmesinin kesilmesi gerekmektedir.

Yemeklerde tüketilen tuz (sodyum) miktarı, günlük stres, egzersiz ve spor programındaki yoğunluk, diuretik (idrar söktürücü), non-steroid anti inflamatuvarlar (ağrı kesiciler), beta bloker, anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) içeren inhibitörler, steroid ve oral yolla kullanılan doğum kontrol ilaçları kan dolaşımındaki sodyum miktarını etkilediği için test sonuçlarının doğruluğunun düşmesine sebep olurlar.

Renin, kan içinde yer sürekli bulunduğu ve oranı değişmediği için 24 saatlik örneğe ihtiyaç duyulmaz.

Testler

  • Tuz Yükleme Testi: Tüketilen sodyum miktarının arttırılması arttırılmasıyla yapılır. Tuz infüzyonu ve/veya exojen mimeralokortikoid uygulanarak yapılabilir. Tuzun sebep olduğu volüm ekspansiyonunun farkı tespit edilir. Sonuç almak birkaç gün sürer. Alternatif yöntemde sabah saatlerinde hastadan yatar haldeyken kan alınır, ardından belirlenecek miktarda normal tuzlu serum en az 90 dakikada hastaya verilir, süre sonunda kan plazmasının içinde Aldosteron miktarları kontrol edilir.
  • Postür ve Zaman Etkisi Testi: Dik postürün (ayakta durmanın) normal kişilerde kan plazmasında bulunan Aldosteron miktarını arttırdığı ilkesine dayanır. Sabah 8 civarı ayakta alınan kan örneğinden sonra, hastanın 2 ila 4 saat ayakta durması istenir ve tekrar kan örneği alınır, kan plazmasındaki Aldosteron ve Kortizol değerleri karşılaştırılır.
  • Anjiotensin Converting Enzim İnhibisyonu: Yatan hastaya 25mg kaptoprilin verilmesinden sonra, alınan kan örneğinde plazma içindeki Aldosteron miktarının tespit edilmesidir.
  • Anjiotensin 2 İnfüzyonu: Düşük Reninli değerlerin saptanması için kullanılan test yöntemidir.
  • Dexametazon Baskılanması: Hastaların vücutlarının glukokortikoide verdikleri yanıtın ölçüldüğü test yöntemidir. Hastalara gece yarısı veya sabah 0.5 – 1gr dexametazon verilir. Sonrasında dikey postürde kan alınarak, plazma içindeki Aldosteron miktarının tespit edilmesi işlemidir.

Test sonuçları aşağıdaki gibi sınıflandırılır;

Birincil hiperaldosteronizm (Conn Sendromu)

  • Aldosteron; Yüksek
  • Kortizol; Normal
  • Renin; Düşük

İkincil hiperaldosteronizm (İki türde de)

  • Aldosteron; Yüksek
  • Kortizol; Normal
  • Renin; Yüksek

Cushing Sendromu

  • Aldosteron; Düşük – Normal aralıkta
  • Kortizol; Normal
  • Renin; Düşük

Adrenal Yetersizlik (Addison Hastalığı)

  • Aldosteron; Düşük
  • Kortizol; Düşük
  • Renin; Yüksek

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

You may use these <abbr title="HyperText Markup Language">HTML</abbr> tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

× Whatsapp Destek Hattı
Ara