Prediyabet Nedir?

Prediyabet (gizli şeker), kan şekeri düzeyinin normalden yüksek fakat diyabet tanısı konması için yeterli sınırdan düşük olduğu  diyabet öncesi dönem olarak adlandırılmaktadır.

Yapılan araştırmalar prediyabetin kalp-damar hastalığı riskini arttırdığını ve mortalite ile ilișkili olduğu ortaya koymaktadır. Bu durum prediyabet tanısının ne kadar önemli olduğunun kanıtıdır.

İnsülin Direnci ve İnsülin Yetersizliği Nedir?

Şeker hastalığı olarak da bilinen diyabet, kan dolaşım sisteminde yüksek miktarda glikoz saptanması sonucunda görülen kronik bir rahatsızlıktır. Sürekli susama ve sık idrara çıkma gibi durumlar, diyabet rahatsızlığının en sık semptomları arasında yer almaktadır. Bu belirtiler kandaki şeker oranının insülin direncine ve yetersizliğine bağlı olarak yükselmesi sonucu baş göstermektedir.

Kan akımı aracılığıyla vücudun tüm bölgelerine erişim sağlayan glikoz (şeker), bu süreç içerisinde karaciğer, kas ve yağ hücrelerinin içerisine girerek vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi karşılamaktadır. Kanda bulunan glikozun hücreler içerisine girmesi ise insülin hormonu sayesinde gerçekleşmektedir.

Midenin arka kısmında yer alan pankreas organı, insülin hormonu salgılamakta ve kandaki şekerin hücre içerisine girmesini sağlamaktadır. Bunun sonucu olarak kandaki şeker miktarı olması gereken düzeyde tutulmaktadır.

Fakat; pankreas tarafından salgılanan insülin hormonunun belirli nedenlere bağlı olarak yeterli miktarda üretilememesi ya da işlevini yitirmesi sonucunda kandaki şeker miktarı kontrol altına alınamamakta ve artış göstermektedir. Bunun sonucunda ise kişilerde çeşitli diyabet türleri baş göstermektedir.

Gizli Şeker Nedir?

Diyabet türleri arasında yer alan gizli şeker yada diğer ismiyle prediyabet kan şekeri düzeyinin normalden yüksek fakat diyabet tanısı konması için yeterli sınırdan düşük olduğu tablodur. Bu sebeple pre-diyabet yani diyabet öncesi dönem olarak adlandırılmaktadır.

Prediyabet tanısı konmuş olan kişiler, tip 2 diyabete geçiş için bir risk faktörü taşımaktadır. Araştırmalara göre çoğu prediyabet hastasına 10 yıl sonra tip 2 diyabet tanısı konmaktadır.

Her yıl, prediyabetli kişilerin %5 – 10’unda diyabet tablosu ilerlemekte ve uzmanlar tarafından prediyabet prevalansının 2030 yılına kadar 470 milyondan fazla olması tahmin edilmektedir.

Gizli Şekerle İlişkili Semptomlar

Prediyabet, insülin direnci ve glikoz değişikliklerinden önce görülen beta hücre fonksiyon anormallikleri ile ilgili bir tablodur. Gözlemsel kanıtlardan elde edilen bilgilere göre;

√ Kronik böbrek rahatsızlığı,

√ Küçük lif nöropati  (derinin altında bulunan, ağrı ve ısı duyularını taşıyan ince liflerin hasarı ya da kaybı)

√ Nefropatinin yani böbrek hasarının erken formları,

√ Hızlanmış damar sertliği

√ Diyabetik retinopati yani diyabet kaynaklı olarak gözün arkasında bulunan kan damarlarının hasar görmesi

gibi rahatsızlıklar prediyabet ile ilişkilendirilmektedir.

Prediyabet rahatsızlığına sahip kişiler için en önemli nokta yaşam tarzıdır. Yaşam tarzı değişikliği ile %40 – 70 oranında risk azalması kanıtlamış bir durum olmakla birlikte diyabetin önlenmesinde en önemli unsurdur. Yaşam tarzı değişikliğinin yanı sıra farmakoterapi yani ilaç tedavilerinin faydası da kendini bu alanda göstermektedir.  (1)

 Prediyabet Testi Hangi Durumlarda Önerilmektedir?

Diyabet öncesi dönem olarak adlandırılan prediyabet, bazı faktörler göz önüne alındığında risk faktörü oluşturmaktadır.

Bu durumlar ise genel olarak şu şekildedir:

  • Obezite
  • Hipertansiyon
  • Kanda yüksek yağ oranı
  • Ailede diyabet öyküsü
  • Gestasyonel diyabet öyküsü
  • Vücut kitle indeksine uymayan sonuçlar
  • 45 yaş ve üzeri olmak

Prediyabet Tanısı Nasıl Konur?

Prediyabet ve diyabetin diğer türlerini belirlemek için; açlık kan şekeri ölçümü, HbA1c testi ve oral glukoz tolerans testi (OGTT) kullanılmaktadır. Bu testler farklı koşullarda uygulanmakta ve diyabet türlerinin tanısının konmasında büyük bir önem arz etmektedir.

Açlık kan şekerinin; 100 – 125 mg/dL aralığında, HbA1c testi sonucunun; %5.7 – %6.4, OGTT sonucunun ise; 140 – 199 mg/dL aralığında olması bozulmuş glikoz toleransını (prediyabet) göstermektedir.

Prediyabet Tanı Kriterleri

Prediyabet değerleri aşağıda tablo olarak verilmiştir.

HbA1c %5.7 – %6.4 aralığı
Açlık Kan Şekeri 100 – 125 mg/dL
OGTT (oral glukoz yüklemesi sonrası 2.saat) 140 – 199 mg/dL

Prediyabeti Neden Önemsemeliyiz?

Son birkaç yıl içerisinde elde edilen bilgilere göre, prediyabet ve kardiyovasküler rahatsızlıklar arasında net bir bağlantı ortaya çıkmıştır. Yapılan çalışmalara göre, prediyabet sahibi olan kişilerin, diyabet aşamasına gelmeden dahi koroner arter ve diyasolik kalp yetmezliği gibi rahatsızlıkları baş gösterebilmektedir.

Bu nedenle hekimlerin prediyabet teşhisini koyarak kandaki glikoz miktarını kontrol altında tutması önemini arttırmıştır.

Sıkça sorulan bir sorunun cevabını da Zand ve arkadaşlarının yapmış oldukları bir araştırmaya dayanarak verelim. Prediyabet geçer mi, iyileşir mi?

Prediyabet sürecinde görülen patofizyolojik etkiler yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınabilmektedir. Bu sebeple hekim kontrolünde diyet ve egzersizlerle prediyabetin olası etkilerine önlem almak oldukça önemlidir. (2)

Şeker Başlangıcı Prediyabet

Ortada derecede hiperglisemi olarak da adlandırabileceğimiz prediyabet evresi; normalden yüksek ancak diyabet eşiğinden düşük olan glisemik değerlerin varlığında ortaya çıkan riskli bir evredir. Yapılan araştırmalara göre prediyabet tanısı konan kişilerin yaklaşık olarak %5 – 10’u diyabet evresine ilerlemektedir.

Prediyabet sıklığının her geçen gün artış göstermesi; hızlı kentleşme ve beraberinde artmış glisemik yüklü ve yağlı gıdaların tüketimine bağlanmaktadır. Beslenme alışkanlıklarının bu tabloya yönelmesi sonucunda kişilerde artmış glikoz ve obezite riski gözlemlenmektedir. Beslenme alışkanlıklarının yanı sıra artmış stresin de prediyabet evresinde rol oynayabileceği söylenmektedir.

Tip 2 Diyabet Evrelerinde Prediyabet Dönemi

İnsülin direnci ve insülin hormonu azlığı dolayısıyla meydana gelen tip 2 diyabetin toplamda 4 evresi bulunmaktadır. Bunlardan preklinik ve BGT evreleri , prediyabet dönemine ait evrelerdir. (3)

Preklinik (Normoglisemik Hiperinsülinemik) Dönem:

Preklinik yani henüz hastalık belirtilerinin görülmediği evrede, pankreasta bulunan beta hücrelerinin fonksiyonları kusursuz bir şekilde olmasa da çoğunlukla normaldir yani kandaki şeker oranını kontrol ederek insülin hormonunun salgılanmasını sağlamaktadır.

Periferik direnci yenmek amacıyla insülin yüksek miktarda salgılanır ve kandaki glukoz miktarı normal düzeylerde seyretmektedir. Periferik direnç ise, insülin uyarısına doğru tepki verebilme yeteneğini kaybetmiş dokularda meydana gelmektedir. İnsülin direnci bu tablo sonucunda ortaya çıkmakta ve ilerleyen süreçlerde kandaki şeker miktarı kontrol altına alınamamaktadır.)(3)

BGT (Postprandial Hiperglisemik Hiperinsülinemik) Dönem:

Postprandiyal hiperglisemi, yemek yedikten sonra kan dolaşımındaki glikoz veya şeker düzeylerinde belirgin bir yükselişi ifade eder. Hasta bu süreci yemek yedikten sonra ağırlık basıyor, yatıp uyumak istiyorum diyerek tanımlar. Bu durum sonucunda açlık kan şekeri değerleri normal düzeylerde görünse de OGTT 2. saat değeri 140 mg/dL’nin üzerinde seyretmektedir.

Bu evrede hücreler insüline karşı direnç kazanırlar. Bu durum yaşandığında pankreas, kan şekeri seviyesini azaltmak için çok fazla insülin üretmeye başlar ve hiperinsülinemi dediğimiz kanda yüksek insülin seviyesine neden olur. Bunun sonucu olarak  İnsülin direnci gelişmesi oldukça yaygın bir durumdur.

Bu evrenin ilerleyen dönemlerinde ise beta hücreleri aşırı miktarda çalışmasına bağlı olarak yorulmakta zamanla insülin yetersiz miktarda salgılanmaya başlamakta ve kandaki şeker oranı kontrol altına alınamamaktadır.

Ayrıca yine BGT evresinde koroner arter hastalığında risk faktörü olan; trigliserid yüksekliği, HDL kolesterol düşüklüğü ve hipertansiyon sık olarak görülmektedir.

Diyabet dönemine geçilmeden önceki evrede genetik dışı faktörler azaltılabilirse diyabete geçiş evresi 10 yıl kadar geciktirilebilmektedir. (3)

 

 Kaynakça

  • Tabak A.G, Herder C, Rathmann W, Brunner E. J, Kivimäki M. (2012), Prediabetes: a high-risk state for diabetes development, 2012 Jun 16;379(9833):2279-90. doi: 10.1016/S0140-6736(12)60283-9, PMID: 22683128.
  • Zand A, Ibrahim K, Patham B. (2018), Prediabetes: Why Should We Care?, Oct-Dec 2018;14(4):289-297, doi: 10.14797/mdcj-14-4-289, PMID: 30788015.
  • Altuntaş Y, Öztürk F. Y. (2015) Prediyabetin Önemi ve Tedavi Yaklaşımı, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve AraştırmaHastanesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kliniği, 2-3.

Bu makale tıbbi tavsiye olarak yorumlanmamalıdır. Sağlıklı yaşam rutininizde herhangi bir değişiklik yapmadan önce lütfen doktorunuzla görüşün.

 

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

You may use these <abbr title="HyperText Markup Language">HTML</abbr> tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

× Whatsapp Destek Hattı
Ara